10639623_748887795147049_6329331503444796672_n

ÜMİT BESEN AVEA MÜZİK ÖZEL RÖPORTAJI


“Nikah Masası”, “Okul Yolunda” gibi dillerden düşmeyen şarkılara imza atan 80’li yıllara damgasını vurmuş usta sanatçı Ümit Besen ile yeni albümü “Ümit Besen 2014″ü, müzik hayatını ve çok bilinmeyen yönlerini konuştuk.


“Ümit Besen 2014” albümü ile bildiğimiz Ümit Besen tarzını koruyarak ancak oldukça da modern bir müzik anlayışı ile karşımızdasınız. Yeni albümü hazırlarken öncelikleriniz nelerdi?

6 yıldır albüm yapmamı bekleyen sevenlerime kendi bestelerimi, birikimimi ismime yakışır biçimde ulaştırmak diyebilirim.

Bu albümde kimlerle çalıştınız? Albümün hazırlık aşamalarını sizden dinleyebilir miyiz?

Bu albümde yine 1980 yılında piyasaya çıkan ilk plağım ve devamındaki 24 albümümün yapımını üstlenen Hüseyin Emre ile çalıştım, son iki albümüm hariç bütün albümlerim Emre Plak’tan çıkmıştı, 2014 albümü bir anlamda benim için yuvaya dönüş oldu. Albümün yapımında Aranje Semih Erdoğan, Mastering Muammer Tokmak, Bass gitar İsmail Soyberk, Klasik gitar Sonay Yağız, Elektro Gitar Murat Tanbay, Perküsyon, İsmail Pesluk, Keman Adnan Karaduman, Mandolin/Tar Mirza Başara, Trompet Merve Dikerman, Mix Evrim İşbilir’in katkıları bulunuyor. Tuşlu çalgılarda alt yapılar Semih Erdoğan’a ait, ama piyanoda girişler, ara nağmeler, solo melodiler her zamanki gibi benim parmaklarımdan çıktı. Albümdeki parçaların yine tamamına yakını kendi eserlerim, “Vefasız Aleme” isimli şarkının sözleri Mehmet Ali Özgüven’e bestesi bana ait, Albümde ayrıca Yavuz Hakan Tok’un “İzmir” isimli güzel bir şarkısı bulunuyor, İzmir’in benim müzik hayatımda ayrı bir yeri olduğu için bu şarkıya da yer verdim.


Albümünüzde sözleri kızınız Ezgi Besen’e ait bir şarkı da bulunuyor. Müziğe olan ilgisi sizden mi kaynaklanıyor?

Ezgi sanatın her dalıyla ilgili ancak daha çok edebiyata, yazmaya ilgisi, yeteneği çok. Zaten “Gözlerinde Kayboldum” ismiyle Albümün 3. sırasında yer alan şarkının bestesi bana, sözleri Ezgi’ye ait. Küçük yaşta Orhan Veli, Özdemir Asaf okuyan, sürekli yazan çizen bir çocuktu, içinde var, kendi kendini besledi. Yazdığı sözleri benimle paylaştığı zaman çok etkilendim ve bir gün besteledim, bestelemem O’na da sürpriz oldu, ortaya ortak ürettiğimiz güzel bir eser çıktı. Parça Ajda’nın da dikkatini çekmiş, O da özellikle bu şarkıyı çok beğendiğini söyledi. Sözleri çok beğenmesem zaten bestelemez, albümde yer vermezdim o konuda kendime dahi iltimas geçmem.

Albümün ilk klibi “Bir Gün Kapına” şarkısına geldi. Sonrasında diğer şarkılara da klip çekmeyi düşünüyor musunuz?

Neden olmasın çekebiliriz ancak hangi şarkıya çekilir henüz bir plan yapmadık.

1980’de ilk albümünüzü yayımladınız. O günden bugüne “Ümit Besen 2014″e kadar müzik anlayışınızda değişiklikler oldu mu? Bizimle paylaşır mısınız?

Müzik anlayışımda değişiklik olduğunu söyleyemem çünkü hep daha çok kendi bestelerimle var oldum. Ümit Besen bestelerinin bir tarzı var, bir ekol yarattığı söyleniyor, bestelerimdeki çizgi artık pek değişmez. Ama kendime yeni şeyler katar, öğrenirim, mesela son dönemde bir bas gitar aldım, evimdeki stüdyomda, izleyerek ve çalarak kendi kendime çalışıyorum, bas gitarı elime almadan uyuyamıyorum, bu tamamen kendi keyfim için…, Yeni albümde diğer parçalardan biraz daha farklı olarak “İyi ki yoksun” isimli parçada rock altyapısı kullandık, çünkü O parça bir isyandı, kardeşimin hastalığı ve ardından dayımın trafik kazasında vefatı nedeniyle rahmetli anneme hitaben yazdığım… “Biricik kardeşin var ya, bir haber aldık ki sorma, Oğlun da birazcık hasta, Ne diye sorma, Yanıyoruz için için, Dermanı yok derdimizin, Birimiz hepimiz için, Ölsek ne fayda, iyi ki yoksun Anne, iyi ki duymadın…” Her parça başka duyguların ürünü ve biraz da kendi karakterini oluşturuyor.

Ümit Besen kimleri dinler? Genç müzisyenleri nasıl buluyorsunuz?

Ben benden öncekileri, maziyi dinlerim. Gönül Akkor, Muazzez Abacı gibi, Türk sanat müziğini çok severim. Mustafa Sağyaşar, Ahmet Özhan, Yaşar Özer, Mediha Şen Sancakoğlu… Repertuarımda da kendi bestelerimin yanında beni besleyen, çocukluğumun, gençliğimin parçaları bulunur, sahnede repertuarım çok geniştir, Erkin Koray da söylerim, Neşet Ertaş da… Bunların dışında beni dinlendiren yabancı müzikleri dinlerim. Caz dinlerim Ella Fitzgerald, Louis Armstrong, Frank Sinatra gibi klasikleri… Türkiye’de çok fazla isim çıkıyor yenileri takip edemiyorum, ama pek takip edemesem de başarılı bulduğum genç gruplar var Pinhani, Yüksek Sadakat gibi.

Müziğin geldiği noktada dijital müzik sektörüne alışabildiniz mi? Gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital müzik sektöründe çok eksiklik var, düzenlemeler gerekiyor, dijital alanı boş bırakmamak gerek. Bir albüm yapıyoruz hemen ertesi gün forumlarda paylaşım sitelerinde bir tıklamayla indiriliyor. Üstelik indirenler albümü sitede paylaşanlara teşekkürler emeğine sağlık diyebiliyor, emek kavramı oturmamış gibi. Bu hizmeti veren kanallarla anlaşma sağlanması, bunların kontrol edilmesi gerek. Ben hiçbir albümde maddi kaygı gütmedim, derdim bestelerimi ulaştırmak, ancak müzik piyasası ve yapımcılar zarar görünce bizler için de yeni eserleri sevenlerimize ulaştırmak zorlaşıyor, daha uzun aralar veriyoruz.

Oldukça uzun zamandır müzikle iç içe yaşıyorsunuz, hiç bırakmayı düşündünüz mü? Ya da bırakacağınız zamana dair planlamalarınız oldu mu?

Hayır, profesyonel müzik hayatına çok genç yaşta atıldım, 23-24 yaşımda çıkarttığım ilk plağım “Şikayetim Var” ile altın plak aldım, peş peşe rekor kıran plaklar doldurdum. Şimdi olgunluk dönemimde üretmeye devam ediyorum. Sağlığım elverdiği sürece müziği bırakamam, bu benim yaşama biçimim, ürettiğim zaman rahatlıyorum, nefes alıyorum.

Yıllarını müziğe vermiş biri olarak dönüp baktığınızda müzik hayatınızı olumsuz etkileyecek bir hata yaptığınızı hiç düşündünüz mü? Keşkeleriniz var mı?

Herkes hata yapar, hatalarımız da bizden bir parça, ancak müzik kariyerimi olumsuz etkileyen bir hata yaptığımı düşünmüyorum, iyi niyetimden dolayı hak ettiğimi kazanmamış olabilirim, mesela hala sürekli gösterilen 13 filmin karşılığını hiç almadım, ama manevi olarak çok az sanatçının bu denli erişebildiği sevgi ve saygıya sahip oldum, benim için öncelik hep maneviyat oldu. Bugün beni dinleyen veya dinlemeyen hemen hemen herkesten gördüğüm sevgi ve saygıda karakterimin, çizgimin de olumlu bir etkisi olmuştur diye düşünüyorum.

Biraz da Ümit Besen’in çok bilinmeyenlerinden bahsedelim. Otomobil merakınız ve fotoğraf çekme konusunda ki yetenekleriniz var. Bize bu ilgi alanlarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Babamın tamirhanesi vardı, araba merakım oradan geliyor, ama bana 18 yaşıma bastığımda sana araba mı alayım org mu dediğinde o zaman Anadol arabalarla aynı fiyatta olan orgu tercih etmiştim. Arabalar benim için asla gösteriş aracı olmadı, günlük hayatta kullandığım, evimin kapısında duran araba başkadır, gece garajdan çıkarıp keyfim için yollar boşken kullandığım lüks araba başka, konsere giderken tercih ettiğim enstrümanları taşıdığım araba başka.
Fotoğraf çekmek ise beni rahatlatıyor, fotoğraf teknolojisini yakından takip ediyorum, Fotoğraf makinamla vakit geçirmeyi portre ve manzara fotoğrafları çekmeyi seviyorum, ilerde sergilemeyi de düşünebilirim.

Ümit Besen denildiğinde “Yaşayan bir efsane” olarak anılıyorsunuz. Efsane olabilmek için gençlere vereceğiniz tavsiyeler var mıdır?

Teşekkür ederim, ben ünlü olmak için dahi çaba göstermedim, o yüzden efsane olmak için şunları yapın diyemem ama 35 yıldır, kuşaktan kuşağa şarkılarınız dinlenirse, müzikte bir dönem sizin adınızla anılırsa ve kendi bestelerinizle, yani kimseye muhtaç olmadan ayakta kalırsanız, kendi özgün tarzınızı yaratırsanız efsane olarak nitelendirilebilirsiniz, uzun yıllar gösterir bunu. Tavsiyem kalıcı olmak için ortak duygulara hitap eden, yaşanmışlık içeren, mevsimlik olmayan, çabuk tüketilmeyen, şarkılar yapılması. Artık ne yazık ki aşklar da çabuk tüketiliyor, şarkılar da.

Kaynak : AveaMüzik